20 yıl önce kardeşim ilkokula başladığında ona her gün okulda öğrendiklerini sorarak heyecanla kendi kendine okuma-yazma öğrenme hevesiyle harıl harıl çalışan ama onca ilerlemeye rağmen olduramayınca bırakan anneannem, yıllar sonra yetişkinler için açılan okuma-yazma kursuna gidiyor.83 yaşında, etraftan gelen bu yaşta okuma - yazma ile uğraşana kadar başka işlerle uğraşsa ya eleştirilerine kulak asmayıp, her kurs günü şehrin bir ucundan kalkıp diğer ucuna gidiyor. O eleştiriseverler bilmiyorlar ama anneannem alzheimerdan korunmak için sağlığına en büyük yatırımı yapıyor. Sınıfının en büyük talebesi, öğretmeninden yorulduğunda bırakabilmesi ve isterse yazma ödevlerini tamamlamayabileceği yönünden torpilli olmasına rağmen tüm ödevlerini iyi yapabildim mi endişesi ile bitirip, o olmasa öğrenemeyeceğini söylediği annemle defalarca okuma alıştırması yapıyor.
Ali topu atarken ben çocukluğuma gidiyorum, bu zamana kadar un helvası kavuran, zeytinyağlı dolma dolduran, "tıpışlı köfte" yapan, çiçeklerine sevgiyle dokunan, her dua sonrası sakince yüze kapanan, usul usul tespih çeken elleri yıllar sonra kalem tutarken görünce duygulanıyorum. Kendimi yapmaya, gitmeye, uğraşmaya üşendiğim şeyleri düşünürken buluyorum, onun yaşlarına gelebilecek miyim, gelirsem bu denli azimli, istekli olabilecek miyim?
Yoksa eski topraklar mı böyle, bize aktarılan genler mi olmamış, ben mi olmamışım:)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)