mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2013 Cuma

Bir Kelime İki İşlem

Bir süre önce  Mr.E tarafından mimlenmiştim, yanıtlamak bugüne kısmetmiş...


Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Duruma göre değişse de genelde mantığım ağır basar.İşimin yıllar içinde karar alırken duygularımı törpülemeyi daha iyi öğrettiğini düşünüyorum. Bazen hevesle alışverişe çıktığımda bile duygularımla çatışıp mantığımın galibiyeti yüzünden eve elim boş döndüğüm olur. Bir de hormonsal durumlar var(hamilelikte yoğun olarak yaşadığım üzere), işte o tehlikeli zamanlarda değil mantığım hiç bir şey duygularımın önüne geçemiyor:)

İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
İnsanlar artık kendi değerlerini göz ardı ediyor, maneviyattan uzaklaşıp maddiyata yöneliyor, birilerinin sunduğu süslü püslü hayatlara imreniyor, yapıp ettikleri kendileri için değil "... desinler" amaçlı... Anlık haz peşinde koşup yarını düşünmüyorlar, ellerine geçeni tüketiyorlar.Böyle olunca da mutsuzlar, doyumsuzlar, daha güzelin, daha "bol sıfırlının" peşinden koşuyorlar.Sanallık sardı herkesi ve selam vermekten kaçınan, iki kelam etmeye üşenen, yalnız ve asabi insanlara dönüştüler.

 
Çok para harcayıp, keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?
Yok. Hiçbir şeye ederinden fazla para vermem, pahalı bir şeyse mutlaka araştırmış, ikna olmuş ve öyle almışımdır ve pişman olmam. Şimdi böyle yazdım ama eminim sanki, yok heralde:)

Haklı olduğun bir konuda kendini savunur musun? Yoksa susmak adalet mi dersin?

Haklı olduğuma eminsem konuşurum. Yalnız kendimi sonuna kadar savunamadığım bir durum da oldu -hala içimdedir o-,çıkıştığım insandan gelecek tepkinin kar/zarar oranına, didişme eyleminin getirisine göre bir yerde susmak durumunda kaldım. Bak nasıl yaram deşildi ya...

Tok gözlü müsün? Yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Elimdeki ile yetinmeyi, şükretmeyi, tutumlu olmayı öğreten bir aileye sahibim. İhtiyacım dışında bir şeyi sırf benim olsun diye istemem.

Kelime kısmı bu kadardı, umarım olmuştur:)

Şimdi gelelim işlemler kısmına:
Şehzadenin hazırlıkları farklı kulvarlarda devam ediyor. Geçen haftalarda odasının mobilyalarını aldık, henüz teslim edilmedi. Mobilya seçerken bebekler ve çocuklar için zararsız ve sertifikalı boya kullanan bir marka tercih ettik, zaten mağazaları gezerken koku farkı bariz şekilde anlaşılıyordu. Bebek odası olarak düzenleyeceğimiz oda daha önce evdeki ıvır zıvırgillerin, kitap kolilerinin barınağı olduğundan ve ütü odası olarak kullanıldığından önce orayı boşalttık. Daha önce kullandığım tek kişilik bir yatak vardı, onu da şehzadenin uyku saatlerinde benim de yanında dinlenmeme olanak sağlaması ve misafirlere yatacak yer olması açısından bebek odasında bırakmak istedim ve aldığımız beyaz mobilyalara uyum sağlaması için beyaza boyamaya karar verdik.




Önce ince zımpara ile zımparaladık böylece vernikli zeminden kurtulduk. Büyük boy rulo kullanarak Polisan matrıx lux x1 anti aging kokusuz parlak boya ile 4 kat boyadık. Her kat arasında yaklaşık 12 saat kadar bekledik, havalandırmak için pencereyi gün içinde açtık ancak geceleri ısı kaybı yüzünden komşulardan azar işitmemek adına kapatmayı tercih ettik.
Sonuç tatmin edici oldu. Koku yok. 

Diğer işlem ise bir geri dönüşüm çalışması. Eski tshirtlerden sepet örme...
Geçen yıl yapmayı planladığım bu çalışmayı nihayet hayata geçirdim ya benden hızlısı yok gerçekten.
Önce ayırdığım eski tshirtleri 1 parmak kalınlığında şeritler halinde kesip çekerek ip haline getirdim, yumak yaptım. 4 numara tığ kullanarak kendimden gayet emin şekilde örmeye başladım. Başladım ama gerisi gelmedi, açtım örnek falan baktım olmadı. Ördükçe ya çok delikli oldu, ya çok sıkı ya da kıvrık bir şey. Bilmiyorum artık kaç kez örüp söktüm ama bir süre sonra pes edip, 40 yıllık örgücü teyzeler moduna girip iki arttır bi eksilt diye diye kendi kendime örmeye devam ettim. Tabi bunda sökmenin verdiği yorgunluk ve yılgınlığın etkisi büyüktü. İp azaldıkça çıkan ürün hayalimdeki ile aynı olmadı elbette ama olsundu, bir şekilde geri dönüşüm sağlamıştım ve ördüğüm şey sepete benzemese de aynı amaca hizmet edebilecekti.
Tıpkı pasta börekleri  "aldığı kadar un"  ve  "göz kararı"  gibi belirsiz ölçülerle tutturan hatun kişilere olduğu gibi baktığı örneği sayarak hangi ipi nereden nasıl dolayacağını çakan hatun kişilere de bir kez daha saygılarımı sunuyor ve ellerinden öpüyorum.
Mutlu bir cuma günü ve hafta sonu olsun...




12 Haziran 2012 Salı

Doktor Derdime Bul Bir Çare

Kaşınmak nedir bilir misiniz? Elbette bilirsiniz en azından dişleriniz çıkarken damaklarınız kaşınmıştı hani tırım tırım diş kaşıyacak şeyler aramıştınız. Ya da sivrisinek ısırıklarına kolonya ya da tuz basmaya çalışmıştınız.
Alerjik bir bünyeyseniz beni daha iyi anlarsınız, ne illettir o geldi mi gitmek bilmez. Bir burun kaşınmasıdır ki bir müddet sonra kaşımaktan burnumun ucunda çizgi oluşur, bir göz kaşınması ve sulanmasıdır ki parmağımla oymak isterim, genizde hani böyle kıhhhhh diye korkunç sesi çıkartınca rahatlayacağınızı sandığınız bir kımıl kımıllık...Eskiden daha beterdi benim halim derdim ama şimdi de elimdeki egzamantirik şey yüzünden perişan oluyorum. Ne kontakt dermatitliğim ne atopikliğim  kaldı, bulamadık neye alerjim olduğumu, domates, patlıcan, baharat uzak durayım, eldivensiz yemek ve temizlik yapmayayım dedim, sıvı sabunlara duş jellerine veda ettim olmadı, ne ilaçlar ne kremler ne kortizonlar geldi geçti bana mısın demiyor. Cuma gecesi yaşadığım kaşıntı krizinde elime geçen havlunun en tırtıklı yeri ile kaşıma çalışması yaptım ve 2 gündür yarattığım doku tahribatının acısı da eklendi kaşıntı eziyetime:(

Bir parmağım benden ayrıldı,15 yıl ilerden gidiyor, oldukça yaşlandı. Tıbbi ilaçlar işe yaramadı, otçu çöpçüler de deva olamadı, bir de şifalı taşlar falan diyorlar onları tutmayı mı denesem acaba?Var mıdır bir doktor derdime çare bulacak?



Normalde yeni tatlara açık biriyimdir ama şalgam suyunu tatmakta nedense direndim. Geçenlerde denedim, hem de acılısından başladım, başta sert gelse de sevdim. Bir nevi soda etkisi yaratıyor, içtikten bir süre sonra bir kaynama başlıyor midede ama rahatsız edici cinsten değil. Bir de etiketteki teyzeye takıldım, acaba neden böyle bir fotoğraf tercih edildi?

******

 


Sevgili Deeptone beni mimlemiş;
Konu: İçinizdeki sesi dinler misiniz?

Benim içimde bir mi birden fazla mı ses var bilmiyorum, bazen şarkı söylerken kanon falan yapıyoruz galiba en az 2 tane var:)
Ben onunla konuşurum, birlikte karar veririz, karar veremezsek didişiriz, bazen o yenilir bazen ben.
Bir şeye üşendiğimde "haydi" der, çok yediğimde "abartmasan?" der, kimi zaman giydiğime bakar "ııh" der, güzel yemek görünce "ooo yooo" güzel kız görünce "wooow", tombili bir bebeğe "ah şu gıdıyı bir yesem" der:). Mesela sabahları çok ilginç konuşmalar oluyor aramızda, metro ile işe giderken hemen hemen aynı kişilerle aynı vagonlara denk geliyoruz.İç sesimle konuşmalara başlıyoruz, "bugün de fanatik almış, bir gün de başka gazete alsa da inene kadar yancı olsam", "aa bak kırmızı ruj nasıl yakışmış bence hep bu tonlarda sürmeli", "kıvırcık saçlı abla da ne zamandır görünmüyor doğum yaptı heralde",  "o kadar sigarayı nasıl içtin be adam tüm vagon küllük gibi koktu"...Görüldüğü gibi aramızdaki ilişki buram buram şizofrenizm kokuyor... Bu yazıyı yazarken bile "bak 2 satır üstte imla hatası olmuş düzeltsene" diye müdahale ediyor.

Bu mimi bulan kimse kendisi de iç sesiyle koyu sohbetler ediyor zannımca:)
Eğlenceli bir mim diye düşünüyorum, isteyen yapabilir diyorum zaten deep'in göndermediği kimse kalmamış takibini nasıl yapıyor merak ediyorum:)


Son olarak, sabah sabah komşularımdan birinin kap kaça uğradığını öğrendim. Kadın çok korkmuştu ve 15 dk. kadar önce servise binmeye giderken saldırıya uğradığını söyledi. Kolu ve bacağı sargılıydı, ifade için polis bekliyordu. Buralar güvenli sanıp aldanmayın, dikkatli olun dedi. Kadına çok üzüldüm, detayları da merak ediyorum, akşama sorup öğreneceğim inşallah.
Böyle de bitirmek istemezdim ama tehlikelere karşı dikkatli olmak gerek, panik anında insan ne yapacağını şaşırıyor ama olsun en azından benzer saldırıya uğrama ihtimalinin her yerde olduğunu bilmek lazım, artık hiçbir yer sandığımız kadar güvenli değil.

Mutlu günler herkese...

8 Mart 2012 Perşembe

Mimci Geldi!

Birkaç gündür planladığım işleri yapamama, zamanlama şaşırma, son anda tutuşma gibi sorunlardan muzdaribim. Bu nedenle sevgili Keşke Gerçek Olsa Damla'nın da mimini yazamadım! Bu da benim 2. mim yazım olsun, hoşlanmayanlar zaten çoktan kapadılar sayfayı:)

*Hayatınız film olsaydı adı ne olurdu? Soundtrackinde hangi şarkılar çalardı?
Hayatımın son dönemini düşünecek olursam, iş hayatımda birtakım "nato kafa nato mermer" insanlarla çalışmak zorunda kaldığımdan ve 17830965 kere konuşmamıza rağmen bu insanların hala sorumluluklarını yerine getirme hususunda yayvan davranmasından ötürü bana fenalar diz çöktüğünden bunalım bir film olurdu. Adı "Kitanya'da Kara Gün' gibi 3. sınıf Japon korku filmlerini andıran bişey olabilirdi, senaryoda muhtemelen birisi testereyle birilerini doğrayacaktır zaten:) 

Soundtrack'i ise şu olabilirdi; Susam Sokağı'nda bir kukla vardı, piyano çalardı; "yağmurlu soğuk bir hava, şaşırdım yolumuuu karanlıktaaa, bana söyler misiniz nasıl gidilir Susam Sokağı'naaaa" Ama benimki nasıl gidilir Kitanya'yaaaa olurdu.Bir de klip çekerdim, o piyanistin kafasını piyanoya vurduğu gibi kafamı klavyeye vurur neden bu insanlar adam olmuyor diye çemkirirdim.

*Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa neyi ya da neleri değiştirirdiniz?
Her sabah ne giyeceğimi ve her akşam da ne pişireceğimi düşünme problemini değiştirmek isterdim. Bir de iş hayatımdan çıkarmak istediğim kişiler var, saçlar hiç yağlanmasın da isterdim.
Fordcuların fordladığı yerlerin kopmasını sağlayan bir sistem geliştirirdim, sıkıysa inkar da etsinler sonra.
Yiyip yiyip kilo almamak da var, bu güç çok tehlikeli!

*Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi ya da sahneleri nelerdir?
En eskiden başlayacak olursam Sadir Alışık'ın bir filmi var Gelinlik Kızlar.




Küçükken bu filmi izlediğimde kız kardeşlerin annelerini özlediklerinde(anneleri hapistedir)birbirlerine  ninni söyledikleri sahne vardı, "Seen bir melekksin ipeeektendir kanaaadın ..." diye gider, nasıl hüzünlenirdim nasıl...


Çağan Irmak'ın meşhur " Açaydım gollarımı, gitme diyeydim..."  sahnesi.



Stonning of Soraya'da Soraya'nın recm edildiği sahne.





















I am Sam'da küçük kızın babası ile konuştuğu hemen hemen her sahne.













Forrest Gump'da Forrest'in bankta oturup annesinden söz ettiği sahne "annem hep derdi ki hayat bir çikolata kutusuna benzer..."








Balık burcu insanı olarak duygusala vuran çoğu sahneden etkilenirim ben:(


* Yaşadığın şehir bir günlüğüne sana tahsil edilmiş, senden başka kimse yok. Ne yaparsın?
O gün havanın nasıl olduğuna bağlı, yağmurlu falansa fark etmez evden çıkmam:) Film falan izlerim, benim yalnız canım sıkılır, bana yine esmer günler düştü diye ağlanırım.

*Şu sıralar ilgiyle takip ettiğin diziler?
Kuzey/Güney
Behzat Ç.
Yalan Dünya
Leyla ve Mecnun


Oldu mu bilemedim valla.
Şimdi mim seven var sevmeyen var, ama ben de adet yerini bulsun diye devir teslim yapacağım; haydi bakalım, Ebygale, Smilena, Aslı, Seda. Başarılar!
Not: Damla'ya sevgiler:)