çerçeve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çerçeve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2012 Pazartesi

Aradan sonra kısa kısa...

Blogumla ilişkimiz doludizgin devam ederken araya giren iş-doktor-arkadaş ziyareti-mezuniyet yoğunlukları sebebiyle kısa ayrılıklar yaşamak zorunda kaldık. Bu arada paylaşılacakların yanı sıra ziyaret edilecek bloglar da birikti. Hala yeni bir bilgisayar almadığımdan(nasıl dayandığımı bilmiyorum) alternatif yollarla blog ilişkimi seviyeli tutmaya çalışıyorum. Bu arada millet tatil bavullarını hazırlamaya güneş de tüm hıncıyla henüz tatile çıkamayanların kollarında thsirt izlerini bırakmaya başladı, kaçırmadan takip ettiğimiz diziler sezon finalleriyle bizleri derin meraklar içinde bırakıp ekranlara veda ettiler.

Bir miktar zaman evvel dekupaj sevdasına kapılmıştım. Çalışmalara başladım, acemiliğimi attım deste deste peçeteler ve resimler topladım ham meyvalarımı dönüştürdüm.



İlk yaptığım çalışmada boyumdan büyük işlere kalkıştığımdan rezil ürünümün görselini paylaşmaya vicdanım elvermemişti. Bu ikinci acemilik çalışmam bir nebze daha iyi, evimizin herşeyi ikeadan aldığım kuşlu peçetelerden kuşları kesip beyaza boyadığım pringles kutusuna yapıştırdım. Pamuk kutusu yaptım kendisini. Kapağı da soyuldu, hayat izleri taşıyor kendisi.


Kalfalık çalışmam bir Cath Kidston peçetesi ile oldu. İşi olduğundan ciddiye alarak müdendisvari hesaplamalara girince tükenmez kalemin izlerinin ciyak ciyak bağıracağını düşünememişim. Olsun o benim ilk göz ağrısı çerçevem ve içine de en sevdiğim fotoğraflarımızdan birini koydum:)

 İşte ustalığa ramak kalmış, görenlerin favorisi olan son dekupaj çerçevem. Ben de hem desenini hem de işçiliğini beğendim(ufak kusurlar olacak o kadar). Yaparken Derya'nın kulaklarını çınlattım bol bol.

Ev bir süre çerçeveden geçilmiyordu, bende sürekli bir boyama ve yapıştırma hali, bir süre sonra ciğerlerim yapıştırıcıdan harap oldu:) Eşim de yapmayı planladığım çerçeve sayısını merak edince biraz ara vermeye karar verdim. Son çalışmamı yapışkan kağıtlarla yaptım.Tatilimin geldiği anlaşılıyor mu:)



Geçen hafta dguducum mezun oldu. 5 yıl önce başladığı gün dün gibi halbuki. Kep attılar, yüzlerde buruk bir sevinçle derslerin yükünü atıp hayatın yükünü omuzladılar birden.Umarım herşey yolunda gider onun için, birincilikle bitirdiği okulu gibi iş hayatında da başarıyı yakalar miniğim.

Dguducumun kedili yüzüğüne bayıldım.



Yine bir mutfak sırları lezzeti.Antepfıstıklı brownie.
Kek pişirmeyen fırınımda bu güzelliği yakalamak için çok uğraştım yine. Öyle çok yedim ki, komaya girecektim neredeyse:)


Yemelere içmelere doyamadığım bir şey de şu çiğ börek. Tatlı arkadaşımızın davetine icabet ederek anneciği ve ablacığının ellerinden çıkan börekleri her çiğ börek çiğ börek değildir felsefesi ile nefes alamayana kadar yedik. Yeme içme bir yana da böyle içten insanlarla birlikte olmak ömrümü uzatıyor bence.


Güzel yemek takımının güzel fincanını da fotoğraflamadan edemedim:)


Spiker sesi ve hakem düdüğünden gına gelen günlerimde kendimi dış dünyaya böyle kapatıyorum. Lig bitiyor turnuva başlıyor turnuva bitiyor başka bir karın ağrısı. Çıldırmak için evde Lig TV olmasına hiç gerek yok. Aslında ben böyle biri değilim, maç da izlerim yorum da yaparım, yeri gelir Cüneyt Çakır maç yönetir gururlanırım ama bir de doz meselesi var, iyi ayarlamak lazım.