İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2012 Cuma

Mağdurum Ben Mağdurum


Geçtiğimiz hafta eşimin akrabalarının ziyareti ile evimiz şenlendi. Son zamanlarda herkesten duyduğum "kilo mu aldın sen" sorusu beni normal şartların üstünde etkileyince yediklerime dikkat etme kararı aldıysam da misafirlere yapılan yemeklerde, birlikte ziyaret edilen mekanlar ve yenen yemeklerde sözümü de bir güzel yedim.



Mercimek Badı yemeği. Yenge Sivas'lı olunca yöresel yemeklerden de yaptık. Adını hep duyduğum bu yemeği mercimekli herşeyi sevdiğim gibi sevdim. Yeşil mercimek, ince bulgur, domates, kuru soğan , yeşil biber ile yapılıyor, asma yapraklarıyla yeniyormuş.


Misafirlerimiz Denizli'den gelirken oraya ait sevdiğim tek şey olan Hacı Şerif amcanın lokumlarından getirmişlerdi. Yolunuz düşerse bu çifte kavrulmuş arkadaşlarla tanışın isterim.



Maç günlerinde yaptıklarımın kardeşleri, deli kızın çeyizi misali hepsini birlikte takıyorum.

  
Ve sevdiğim bir İhsan Oktay Anar cümlesi(Efrabsiyab'ın Hikayeleri syf:24).

Artık ben de tatile gidiyorum, bavullar hazır, herşey planlandığı gibi süper yolunda diye de yazmak isterdim. Tabii ki canım ülkemde planların her zaman alt üst olabileceğini unutmuşum. 18 gün önce başvurduğumuz pasaportlarımız durup durup bizi bulan ihale krizi nedeni ile hala gelmediğinden bu hafta çıkacağımız tatili tekrar planlamak durumunda kaldık, bildiğiniz pasaport engeline takıldık, mağdurum ben mağdurum. Şimdi demek oluyor ki işteki son haftam tesellisi ile geçirilecek 1 haftam daha var. Kendimi nasıl da hazırlamıştım, bugün izin dilekçemi verip hür olacaktım. Tatilin kocaman bir belirsizlikle ertelenmesinin yanı sıradöndüğümde yapılacak işlerin de baştan planlanması gerektiğinden bir yandan öfkelenirken diğer yandan da her şerde bir hayır vardır diyerek kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.

Benim gibi henüz tatile çıkmayanlar için  planlarında kolaylaştırıcı olabilir diyerekten şu yazıyı okumalarını tavsiye ediyorum.

Son olarak yarın yine güzel ülkemde büyük bir sınav günü, KPSS adaylarına başarılar diliyorum.
Mutlu haftasonları...




3 Mart 2012 Cumartesi

Kitaplı Sinemalı Cumartesi

Hafta sonu  hava kapalı ve soğuksa ve evdeysem ertelediğim ne kadar iş varsa yapasım geliyor. Bu sebeple kıymetli cumartesi gününü mutfak dolapları, buzdolabı temizliği de dahil olmak üzere ne zamandır bekleyen tüm işlerimi yaparak geçirdim...Umarım yarın güneş açar...
Ne zamandır elimde sürünen kitabımı -New York Üçlemesi- da bitirmiş oldum. Bu arada blog sayfamda okuduğum kitabı da güncellemediğimi farkettim, İhsan Oktay Anar kitabı okumayan varsa çok şey kaçırıyor haberi olsun. Ben ilk kez Puslu Kıtalar Atlası'nı okudum ve diğer kitaplarını da mutlaka okumak istiyorum, böyle bir masalsı anlatımın benzerini görmemiştim, içinde kayboldum gittim resmen bitmesin diye azar azar okudum, araya reklam aldım:)

Paul Auster ile de ilk tanışmam New York Üçlemesi ile oldu. Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda adında üç ayrı kitaptan oluşan üçlemeyi Can Yayınlarının hepsinin bir arada bastığı kitaptan okudum ki öyle okunmalı diye düşünüyorum zira hikayelerde verilen detaylara dikkat etmezseniz göndermeler havada kalır. Başta sıkıcı gibi gelse de sonra bilmeceyi tamamlama ve yazarın oyunlarını çözme isteği ile devam ettim. Yalnız okurken  birçok kez "bu adam hangi kafayla yazıyo ya" diye düşündüm, bazı cümleler var ne dediğini düşünürken bir başkası geliyor durup düşünme molası verip devam ediyorsun, 3. hikaye(Kilitli Oda) diğerlerine göre daha güzeldi ve son cümleyi okuyup bitirdiğimde sonuçtan emin olmak için "bi daha mı okusam" dedim:) Sevecekler kadar sevmeyecekler de çoktur, ilginç bir tarzı var Paulcüğün.

O kadar iş yaptıktan sonra bir ev sineması keyfi yapalım dedim. Yüzde patlayan sivilceler nedeniyle sınırlı sayıda mısır patlatıp kalan hakkımı diğer abur cuburlara sakladım.




Keşke 3D izleseydim. Çocuk kitabından uyarlanan bu film bana Alis Harikalar Diyarında, August Rush gibi bir tat verdi, 1930'ların Paris'inin tren istasyonunda minik bir yolculuğa çıktım, dönmek istemedim...Bir de filmde bir sürpriz var sinemanın nasıl başladığını, çekilen ilk filmleri falan görüyorsunuz... Çocuğumuz da pek bir yetenekli maşallah:)Tavsiye edilir, çoluk çocuk izlenesi bir film.  Bir de uyuklamadan sonuna kadar izledim ya aferin verdim kendime.

Cumartesi bitmiş bile, o zaman haydi iyi pazarlar şimdiden....