deniz börülcesi
Çocukken anneme denize boş boş(!) bakmanın ya da yeşillikli bir manzaranın insanı nasıl dinlendirdiğini sorardım. Çünkü ben bakınca bir süre sonra dinlenmekten öte sıkılırdım.
Pazara gitmekten nefret eder, bir şekilde o alışverişten yırtmaya bakardım. İşte bu deniz kenarına, yemyeşil çayırlara, ormanlara kendini atma istekleri, pazar pazar gezip en taze otları, en taze sebze meyveyi bulma hevesleri büyümekle alakalı herhalde derdim, öyleymiş.
Ben kendimi bildim bileli bizim evde pazara gidilirdi, önce tüm tezgahlar dolaşılır sonra -sabit müşterisi olunan tezgahlar dışında- göze kestirilen sergilere dönülürdü, ki hala annem-babam öyle yapar. Ben konunun daha çok babaannemin deyişi ile "yırtımcılar" kısmı ile ilgilendiğimden kadınlarla mücadeleye girip ünlü markaların ihraç fazlası ürünleri arasında işe yarar parçaları seçmeyi yeğlerdim.
Çanakkale pazarları yönünden çok şanslı bir şehir, bunu oradan ayrılıp başka şehirlerde yaşamaya başladığımda daha iyi anladım. Buna yakın bir pazar Denizli'de kurulurdu, orada da çeşit çeşit ot olurdu, gözüm gönlüm açılırdı.Uzun yıllar sonra cuma pazarına gitme fırsatım olunca, sabahtan kumaşçılar için öğleden sonra da sebze-meyve için 2 tur gezdim:)
kamkat
Pazarda kimi halden aldığını, kimi bahçesinde yetiştirdiğini kimi dağdan topladığını satıyor.Tezgah aralarında karton kutular içinde uyuyan çocukları görünce bu işin hiç de kolay olmadığını anlıyorsunuz.
karabaş otu
hindiba
filiz otu/yabani kuşkonmaz
Bilinen otların yanı sıra bu kez yeni tanıştığım otlar da vardı, deniz fasulyesi ve filiz otu gibi. Deniz fasulyesi deniz börülcesi ile aynı zamanda çıkıyormuş ve deniz börülcesine göre daha tatlı. Sadece yıkayıp haşlıyorsunuz sonra da bir kap içinde çırptığınız limon, zeytinyağı ve sarımsakla sosluyorsunuz.
Filiz otunu genellikle yumurta ile yapıyorlarmış, bu ot bıçakla temizlendiğinde pişince acımtırak olduğundan elle temizlenmesi gerekiyormuş. Temizlemek için de üst dallardan koparmaya başlıyorsunuz, sırayla kopardığınız dallar baktınız kopmak istememeye başladı o zaman o kopmak istemeyen kısmı çöpe ayırıyorsunuz.Denemek isteyenler için burada güzel bir tarif var.
Lor peyniri
Çeçil peyniri
Çanakkale denince akla ilk gelenlerden biri de Ezine peyniri. Ezine peynirinin ne özelliği var derseniz;
"Ezine peyniri Kaz Dağlarının Kuzey ve Batı kesimlerinde yer alan Çanakkale İli Ezine, Bayramiç ve Ayvacık ilçelerinin tamamı ile Çan ve Merkez ilçeye bağlı bazı köyleri kapsayan yörede üretilmektedir. Ezine peyniri, belirtilen bu coğrafyanın doğal bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla beslenen keçi, koyun ve ineklerden elde edilen sütlerin mevsime göre belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilmektedir. Bu oran keçi sütü için en az % 40, koyun sütü için % 45–55 ve inek sütü için de en fazla % 15 olmaktadır." Kaynak.
Biz uzun yıllardır Ekremoğlu Süt Ürünleri'nden alışveriş yaparız, bu tezgah önü her zaman ana-baba günüdür. Peynir seçerken size tatmanız için neredeyse yarım kalıp peynir uzatırlar, hatta yanına simit ve çay bile söylerler:) Ne zaman Çanakkale'ye gitsek ya da Bursa'ya gelen olsa, bizim peynir alışverişi hiç bitmez, ufak poşetlerde vakumlattığımız peynirler 6 aya kadar tüketilebildiğinden dolaba stoklarız. Burada tattığınız peynirden sonra kendinizi marketlerde Ezine Peyniri adı altında satılanları acımasızca eleştirirken bulursanız şaşırmayın.
Eğer yolunuz bir cuma günü Çanakkale'ye düşerse pazarı mutlaka ziyaret edin. Salı ve pazar günleri de aynı yerde pazar kurulur ancak en ünlüsü cuma günü kurulan CUMPA'dır:)
Mutlu hafta sonları...
Mutlu hafta sonları...
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)