matruşka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
matruşka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2015 Salı

Bir Çocuk Hiç Çocuk, İki Çocuk Çok Mu Çocuk? II. Matruşka Dönemi

I. Matruşka Döneminden bahsettiğim yazıyı dün yazmışım sanki. Neredeyse 3 yıl geçmiş üzerinden. Evet şimdi, ikinci matruşka dönemindeyim, yine içimde bir kalp daha atıyor, şükürler olsun. Aynı heyecanı yaşıyorum ama bu kez daha da rahatım, daha az endişeliyim. Gerçi ilkinden çok çok daha zor geçtiğinden, 16. haftaya gelmiş olmama rağmen midemin hala edepsiz davranıyor olmasından, hala kavun, karpuz, çiğ ve dolma biber, limon, taze fasulye, elbette bu dönemin nefret hitlerinden patlıcan ve hatta Türk kahvesi kokusuna bile tahammül edemediğimden, akşamları dur şu ayaklarımı uzatayımın 6. dakikasından sonrasını genelde hatırlamadığımdan ve her gün ne yiyebilirim diye düşünmekten endişelenmeye halim ve de vaktim kalmıyor sanırım. Su bile midesini bulandırır mı insanın. Bulandırıyormuş. Normalde  hastalık vb. durumlarda, ağrı sızıdan pek şikayet etmem, zorda kalmadıkça ilaç almam ama -herkeste böyle mi bilmiyorum-bu mide bulantısı beni gerçekten hayattan koparıyor, bitiriyor.



Çağan büyüyüp bağımsızlığını kazandıkça ve biz artık bebekli yaşamdan çocuklu yaşamın rahatlığına transfer olunca bir bebek daha sahibi olmak için beklemenin cesaretimizi -aslında benim cesaretimi- kıracağından korktuk. Zaman zaman düşünüp endişeleniyorum,bir çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok mu çocuk gerçekten, iki çocukla yaşam nasıl olacak diye ama sonra geçiyor, içimi rahatlatması ve motive etmesi için özellikle çok çocuklu olanların bloglarını ve ig hesaplarını takip ediyorum:) 

Şimdilerin en eğlenceli konusu cinsiyet. Çağan'da ben çok emindim erkek olduğundan, o yüzden hiç yadırgamamıştım. Bu kez çok karışığım, bir yanım kız olsun farklı bir deneyim olsun diyor diğer yanım da sağlıklı olsun öyle ısmarlama iş olmaz diye hemen uyarıyor. Çinli arkadaşların çalışmaları bebeğin kız olduğuna işaret ediyor. Doktor kesin olmamakla birlikte bir tahminde bulundu ama kesin demediğine göre kesin değildir:)
Çevremdekilerin yaklaşımlarını 4 genel grupta toplarsam;

"Kız olsun yaaa erkeklerin turşusunu mu kurcaz"cılar olarak olayı gıda boyutunda ele alanlar,

"Kız olsun cicili bicili giydirelim ama dimi"ciler olarak tekstil sektöründen yürüyenler,

"Erkek olsun Çağan ile iyi anlaşırlar, hemcins kardeş iyidir iyidir"ciler olarak sosyo-psikolojik alt yapıya takılanlar

ve

"Erkek olsun Çağan'ın eşyaları ile büyür ekonomik olur masraf etmezsiniz"ciler olarak iktisadi yaklaşımdan şaşmayanlar

diyebilirim.


Evde ise erkek bebek üzerine isim  fikir alışverişleri yapan bağzı arkadaşlar var ve henüz kesinleşmemiş bir durum için isim düşünmenin erken olduğunu belirtmeme karşın sanki içten içe düşünüyormuşum da söylemiyormuşum diye beni ketum olarak nitelendiriyorlar:)

Gece'nin bu yazısında -ki kendisi benim iki çocuklu hayat konusunda cesaret aldığım hamarat anne kişisidir- kız-erkek hamileliğindeki farklara baktığımda pek bir şey çıkmıyor ortaya, karnım ilk hamileliğime göre oldukça hızlı çıktı( kasların gevşekliğinden oluyormuş) ve yine aşağıda ama henüz şeklinin yayvan mı sivri mi olduğuna karar vermek için çok erken, cildim ilkinde çok düzgündü hatta tüm dermatit şikayelerim birden geçmişti şimdi ise yüzüm sanki eskisinden de sivilceli ve saç diplerim, ellerimdeki dermatitler tam gaz devam. Duygu durumum farklı, bu kez daha gergin ve tahammülsüz olduğumu hissediyorum, normalde çok tepki vermeyeceğim şeylere sinirlenebiliyorum, bence bu biraz da midemden kaynaklı bir gerginlik, umarım çabuk geçer. Çağan daha küçükken, burnunun üzerinde bir damar koyu renkti, gri gibi; onu görenler arkası erkek derdi, belki bu cinsiyet konusunda ihtimali kuvvetlendiren bir inanış olarak kabul edilebilir.

Bir süre evin ve Çağan'ın yükü tamamen eşimdeydi, sağ olsun, ben  kendimi bile idare edemez haldeyken o her şeyi halletti. Bazen Çağan için üzüldüm, onunla yeterince ilgilenemiyorum diye vicdan yaptım ama elimden elimden gelen buydu. Neyse ki o günler geçti, şu an sadece onu kucağıma alamıyor olmak dokunuyor. Son moda takıntım şu; Çağan'a belim ağrıyor(gerçekten onun yüzünden bel fıtığı oldum) seni kucağıma alamam diyorum da kardeşi olunca senin belin ağrımıyor muydu be kadın demez mi bu çocuk?

Çağan henüz başına geleceklerin farkında değil. Çevresinde kardeş olmadığı için çocuğum, kardeşin olsun mu dendiğinde olsun diyor, neye olsun dediğini bilmeden. Ama içimde onun iyi bir abi olacağı yönünde pamuk hisler taşıyorum, yanılmamayı umarak. Kısmetse 3. yaş gününe gerçek bir abi olarak ve bence alıp alacağı en güzel hediyeye sahip olarak girecek, bilmem sonra bu hediyeden hoşlanmadım aldığınız yere iade edin süresi geçmeden der mi :-P

Ben bu bebek durumundan instagramda bahsettiğim gün çok güzel bir haber aldım. Çok sevdiğim ve bebek sahibi olmayı isteyen, başından bu konuda birtakım zorluklar geçmiş bir arkadaşım da bebek bekliyormuş, hatta aramızda 2 hafta var. O kadar sevindim ki oturup ağladım. Hala aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Benim için #gününmutluluksebebi oldu, hatta #haftanınmutluluksebebi , 2balık cım ,burada bunu da yazayım istedim:)
Dilerim isteyen herkes istediği zamanda bebeğine kavuşur. Biz de sağlıkla kavuşuruz. 

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Matruşka

Bayram tatilini aradaki günlerle birleştirince yarısını yapabildiğim tatilin acısını çıkarırcasına dinlendim.Bu kez bayram bizim için her zamanki aile ziyaretlerinin yanında mini bir deniz tatili daha yapma ve artık emekli olma arefesinde olan annemin nimetlerinden daha fazla faydalanma fırsatıydı.


Çay saati atıştırmalıkları, annemin abartı malzemos ev pizzası, kuzenimin tarifi üzerine denediğimiz önce süt sonra una bulayıp kızarttığımız patatesler, mantılar vs. derken karbonhidrat dolu bir dizi gün daha geride kaldı. Bayram dönüşü Burhaniye'den babaanne ziyaretinden gelirken uğradığımız Yugoslav göçmeni Sebile teyzemizin kurutulmuş domatesler ve yağ biberi ile yaptığı yediğim en güzel kahvaltı salçalarından da nasiplendik. Bu bahçe domatesleri de yeni sezon salçaları için kuruma aşamasındalar...


Bayramlar en çok çocuklar ve yaşlılar için özel bence. Babaannecim de her bayram olduğu gibi bizi bekledi...Eski terzilerden olan "hanım" babaannem dantel modasını da yakalamış ya kendimi bir paspal buldum bir paspal buldum anlatamam.



Bahçeli evde yaşamak gibisi yok, halalarımın ikisi de bu açıdan çok şanslı, büyük halamın bahçesindeki bu ağacı söküp yanımda getiresim geldi. Evin her cephesinde birşey ekili, biz de hem bu bahçede hem de uğradığımız her kapıda çıkınımızı doldurduk. Bu elmalar en güzelleri...


İnsan yaşadığı yeri pek bilemez ya, şöyle yani mesela ben 3 yıldan fazladır Bursa'dayım daha Uludağ'a çıkmadım, millet nerelerden gelip tadını çıkartıyor. Ben yıllarca Çanakkale'de yaşadım, yıllar sonra Bursa'ya geldiğimde Çanakkale domatesinin meşhur olduğunu öğrendim. E orada kimse Çanakkale domatesi diye satmıyordu ki... Sarı domates olduğunu da bu yaz öğrendim, annemlerin komşu bahçesinden, tadı aynı pembe domates gibi.


Şansımıza bu mevsimde yaprak kımıldamadı Çanakkale'de. Boğaz kenarında tatlı serinlik eşliğinde yürüyüş ve manzara çok keyifliydi. Son akşam gün abidelerin ardından batarken, hiç dönesim gelmedi buraya...

Eve döndüğümüzde de her tatil sonrası olduğu gibi bizi şaşırtmayan elektirik kesilmesi ve buzdolabındakilerin erimesi olayı ile karşılaştık. Geçen gidişimizde ürünleri hayırsever arkadaşlarımızın dolabına transfer etmiştik, bu kez de dondurucudaki herşeyi kapların içine koyup önlem alarak gittiğimizden eriyenleri silme ve temizleme derdi daha kısa sürdü ancak o koku yok mu dolabı attıracak bana bir gün...

Bundan yaklaşık 3 ay önceydi, bir sabah öğrendim ki ben matruşka olmuşum...İçimde bir kalp daha attığını  idrak edince kendimi öyle hissettim...Hep merak ederdim insan bebeği olacağını öğrendiğinde dalga geçtiğim  filmlerdeki o kadınlar gibi eli ikide bir karnında aynalara bakıp hülyalara mı dalar diye:) Öyle olmuyormuş:) Şimdilik garip, tarifi olmayan bir his... Duygularımın zenginleşmesini ve onu hissetmeyi bekliyorum usul usul.

Bu yazki tatilimi hatırlamak istememe nedeni buydu, herşey güzeldi ama benim kafam da güzeldi, midem de güzeldi, aramızdaki üçüncü kişiye henüz alışamamıştım. Şükür ki duyduğum çoğu kimseye göre iyi geçirdim ilk dönemlerimi, yavaştan uyku hallenmelerim, kafamı bulduğum yere gömmelerim de geçiyor ama hala mutfak amirliğini tam olarak eşimden alamadım, hala bazı yiyeceklerle -başta çikolata, kavun ve patlıcanla- ateşkes imzalamadım. Bayram tatili de benim yeniden kendimi toplamam için ballı lokma oldu. Şu sıralar "Tatlı mı? Ekşi mi?" ye kafa yoruluyor, ben eminim ne olduğundan ama tahminler sıralanıyor bir bir. Allah istediğinde herkese nasip etsin, bebek bekleyenlere de sağlıkla bebeğine kavuşmasını nasip etsin.

Benim içim değişti malum dışım da yakın zamanda değişecek gibi:)

Herkesin Zafer Bayramı kutlu olsun...

28 Şubat 2012 Salı

Kıyak Ağbi Falım

Şekersiz sakız çiğnemek istediğinizde ilk tercihiniz ne olur? Şahsen benim Falım olur. Dişlerine de hassas biri olarak her çeşidini çürütene kadar çiğnerim:))  1/2 sini çiğnemeye öyle alışmışım ki yanlışlıkla ağzıma bütün atsam çeviremiyorum...
Geçenlerde bir marketten aldığım sakızlarda bir problem vardı; kırılıp parçalanıyor bir de çok kötü kokuyorlardı, 5li paketin de5i bir aradasını aldığımdan elimde patlayan 25 sakıza bakıp kaldım. Arkadaşlarım da çiğneyemeyince sakızların bozuk olduğuna kanaat edip, şikayet yazdım Falım'a( arkadaşların gazıyla yoksa yazmazdım).
Hiiiiç oralı olmayacaklarını düşünürken biri genel müdürlükten diğeri de şikayet biriminden iki telefon aldım, cidden ilgilendi insanlar, seri numaraları almalar, numuneleri inceletmek için görevlendirme yapmalar, bozuk olanları toplatmalar, mağduriyetimi gidermek istemeler falan...Wooow dedim, sakızcılara bak sen, işini ciddiye almak budur...
"Helal olsun kıyak ağbiymişler(Sezercik stayla)."
Ertesi gün kurye ile bir paket geldi adıma. Kurye ama kargo değil...:)





Paketi açınca kendimi altınlarının içinde yüzen Varyemez Amca gibi hissettim. Çekmecelerimiz sakızla doldu:)
Valla teşekkürler Falım'cım. Bu arada bu Safranbolu Evleri konsepti yeni herhalde, biz çok beğendik...


******

Önceki gün doğumgünümdü ve ben çok büyük bir sürprize uğradım!
Kocacım arkadaşlarımla işbirliği yapmış, ilk kez böyle bir şey başıma geldi, heycanlandım valla dilim damağım kurudu:)
Benim için orada olan herkese teşekkür ederim.
Bu da aldığım değerli hediyelerden biri:


Ebygale'im nadide elleriynen yapmış, aşk yaşıyoruz iki gündür:)
Bir aşkım da şu:


Hava soğuk olunca tatlıya daha bir sarar oldum.
Denemeyen varsa tavsiye ederim!

Son olarak sakıza "çiklet" diyenleri çok havalı buluyorum:) Sakız ya onun adı...